Sayfalar

Çocuk Kalbi

Ne zaman evden çıksam bazı durumlara ve olaylara şahit oluyorum. Ya görüyorum ya duyuyorum yada olayın içinde kendimi buluveriyorum. Bunların hep bana artısı oluyor. Hayattan canlı canlı kesitler dizisi. Öğreniyorum. Doğruyu da, yanlışı da. Tabi bugün bunu yazıyorsam, yazmamı tetikleyecek bir olaya şahit olduğumu tahmin edersiniz belki. Hemde evden çıkmadan, balkonda kitap okurken. Bir çocuğun ağlama sesini işittim, karşı binanın önünde yüzüstü yerde bir erkek çocuğu. Düşmüş işte, çocuk bu. Düşmeyen çocuk yoktur herhalde. Arkadan babası, babasının arkasından da annesi ve annesinin yanında düşen çocuğun ablası olduğunu düşündüğüm, düşen çocuktan bir kaç yaş büyük duran bir kız çocuğu. Babası düşen çocuğuna yaklaşıp, sağ bileğinden tuttuğu gibi tek hamlede ayağa dikti, "Adam gibi yürü" diye bağırdı ve devam etti. Çocuk hala içli içli ağlıyor annesi ve ablası da yanına geldi. Annesi hiçbirşey demeden yürüdü geçti yanından. "Bir yerin acıyor mu?" sorusunu o abla sordu annesi ve babası ilerlerken. Konuştular, sonra el ele birlikte yürüdüler anne ve babasının ardından. Çocuğun kalbindeki o incinmeyi derinden hissettim.

Üzüldüğünüzde üzüldüğünüzü belli edin, üzüntünüzü bastırıp bağırmayın, kalp kırıcı sözler sarfetmeyin.

Gözlerimiz en güzelini görsün. Kulaklarımız en doğrusunu duysun. Kalplerimiz en iyisini hissetsin.
Şans yanımızdan hiç ayrılmasın.

Görüştüğümüz zaman görüşürüz. 

Bisikletli Kız

Bu sabah içimden bisiklet sürmek geldi, uyandım saat 7 buçuğa doğru çıktım evden. Sahile gittim. Baya ilerledim. Sonra kumsalda daire oluşturmuş spor yapan insanları gördüm en genci 50 yaşında olan insanlar. Dairenin ortasında bir kadın altmış yaşlarında, o söylüyor şimdi sağa şimdi sol bacak ... Diğerleri onunla birlikte yapıyor. O kadar tatlılar ki. Bisikleti bağladım gittim yanlarına. Günaydın, katılabilir miyim dedim. Hoca tabiki dedi, iki kadının arasında yerimi aldım, biri yeşil giyinenler katılamaz dedi güldü, biri ne güzel genç biri geldi dedi. Denize karşı, hiç tanımadığım yaşı benden çokça büyük insanlarla yarım saat spor yaptım. Her sabah 8 de ordalarmış. Hoca beklerim yine gel dedi. Teşekkür ettim. Bana yeşil giyinenler katılamaz deyip gülen kadın yanıma geldi kollarımdan tutup şaka yaptım dedi, biliyorum dedim gülerek. Bozulduğumu düşündü sanırım. Sonra bir kısmı denize girdi, bir kısmı evine gitti. Hava da kapalıydı ve sonlara doğru yağmur çiselemeye başlamıştı. Her şey o kadar güzeldi ki. İyiki içimden bisiklet sürmek gelmiş, iyi ki onlarla karşılaşıp, yanlarına gitme cesareti göstermişim, iyiki Allah yoluma güzel insanlar çıkartıyor. Eve dönüşte sade açma aldım, bugün güzellikler devam etsin istedim. Tek başıma kahvaltı yaptığımdan dolayı,  çay demleyip içmem ama bugün kendim için çay demledim, patates kızarttım. Balkonda şemsiyemi açtım kahvaltımı yapıyorum şimdi.

Görüştüğümüz zaman görüşürüz :)

Çocuklar Gibi

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi
Bazı nur içinde, bazı sisteyim
Bazı beni seven bir göğüsteyim
Kah el üstündeydim, kah hapisteydim
Her yere sokulan bir rüzgar gibi
Aşkım iki günlük iptilalardı
Hayatım tükenmez maceralardı
İçimde binlerce istekler vardı
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi
Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi

Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim, saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi
Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi
Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi

https://youtu.be/OZ-W9sKJKHg

Şiir Sabahattin Ali, seslendiren Sezen Aksu. Dinlemelisiniz.

Görüştüğümüz zaman görüşürüz :)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...